İyiliği Ağaçtan Öğrenmek

Türkiye şuan maalesef ki yanıyor, güzel ülkemizin yanan her parçası yüreğimize kor bir ateş gibi düşüyor. ‘Ağaç’ acısını yüreğimizin en derin noktasında hissetmemizin nedenlerinden en büyüğü aslında içimize işlenen tabiat bilinci. Herhangi bir ağaca uzaktan baktığımızda kuru bir cisimden yani topraktan çıkan, meyve verme durumu ya da yaprak dökme durumu cinsine göre değişen doğaya ait herhangi bir obje görebiliriz aslında. Yani en azından bize işlenmeye çalışan materyalist dünya bakışı ile bu anlayışı benimseyebiliriz. Ama vicdanımız aslında ağacın bu tasvir edilen objeden çok daha fazlası olduğunun, sadece bir obje olmayıp bizim gibi bir cana sahip olduğunun farkında ve yüreğimizin yanması çok da şaşırtıcı bir sonuç değil.



İçimiz yandıkça ve tabiatı bu halde gördükçe ruhumuz ümitsizlikle doluyor. Şahsına münhasır bir kişinin tabirine göre ümitsizlik kişinin erinmesinden dolayı çıkan bir düşünce durumudur. İnsanoğlu olarak sorumluluktan kaçmaya meyilli olduğumuz büyük bir gerçeklik. Böyle üzücü olayları yaşadıkça ruhumuz daralıyor ve kendimize ümitsizlik duvarı inşa ediyoruz. Bu çok komik bir paradoks çünkü akıl sahibi canlılar olarak sorunu çözmeye, bu tarz durumların sebebi nedir ya da bu sorunlar nasıl çözülür gibi sorulara cevap bulmaya çalışmak yerine kafamızı kuma gömerek halimize ağlayıp bir süre sonra bu duruma alışıyoruz. Halbuki bu yanışları karşısında mersiyeler dizdiğimiz ama yeri gelince üstüne basıp geçtiğimiz çim bile bir varlığın kudretiyle yeri geldiğinde taşları delebiliyor.



Ümidimizi kaybettiğimizde tabiata bakabilmeliyiz. Zira bir çınar ağacının dikilmesi bile bir çok millet için doğumu simgeler. Çınarın her sene her sene geçirdiği evreler de hayatı simgeler. Bahar, yaz, sonbahar ve kış ardından tekrar bahar. Her kıştan sonra bir bahar, her geceden sonra bir sabah gelir. Yeter ki biz kafamızı kumdan kaldırıp gerçek çözümler arayalım.

65 görüntüleme0 yorum

Son Paylaşımlar

Hepsini Gör